9 Temmuz 2017 Pazar

kavanoz

içini gördüğüne beş kala sonlanan kalabalık duraklarından birinde yolculuğun
sessizce kalemini sivriltiyor bir çocuk
gün-bugün-dün-gün-bugün-dün
O vakit bir elim bir sesi taşıyor yüreğime doğru
Durma devam et arıt pencerendeki tozu
aman buyur et öldürme sakın böcekleri örümcekleri
onlar seni sen(den) edenlerdir, 
kimlerin içinden geçtin
bi tren, bi orman, bi ateş, bi karanlık bi tünel ve yüzlercesi
asılı kaldı suretin kimlerin hücrelerinde, kimbilir 
istemem ben içimde kırılsın kanadı bi güvercinin
ve istemem kırılsın saçlarımın rüzgarı çarpıp duvarlarına bi sözde sevginin
dallarım ne çizsin yüzünü kimsenin
ne de topraklar altında nefessiz kalayım büsbütün
ama bir pamuk tarlası değil ki insan
kurak kentlerin kavruk ameleleri toplasın özenlice içini
kavanoz kapaklarına diyorum sıkışan çoğunlukla güçsüzlüğüdür çocukluğunuzun
balonlar, toplar, bisikletler falan hep güzeldir elbet
oysa ki nasıl heveslidir çıkıp bir bütüne kavuşmaya içindeki hava
ne kadar çoğalırsa o kadar yakındır kendini çevreleyene baş kaldırmaya

17.06.2017













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder