-külleri savrulmuş/olmayan bir şiir-
duydunuz mu
tanrı elinden düşürmüş bizi
paramparçayız, tuzla buz
bir saatin bir önceki saniyesi
yahut gelmesi beklenen zaman kadar varlığımız
kayıp,dağınık ama yalnız değil
tanrı elinden düşürmüş bizi
çirkin bulmuş olmalı
ama neden
pas tutmuş ağzından bizzat üflemişti ruhumuza tüm nefesini
şahit olmuştu göklerden başkacaları da
–öyle söylüyor- düşürmüş elinden
hadi be sende
bırak kendini kandırmayı
bilerek bıraktı bizi
bırakmasaydı..
neyse üzülmesin yine de
ben duyarım içimde ölgünlüğünü kendine acıyanın
duyarım eline yüzüne bulaştıranların olamayışlarını
varamayışlarını bir olmaya
tanrı elinden düşürdü bizi
ayalarına bakıp kaderini anlatıyordum bir bir
kim isterdi ki bilmeyi kaderini
acıyla doluysa ve göz yaşları biriktiriyorsa korkunun gölgesinde
dayanamadı sızısına bir kadere mahkum olmanın
düşürdü bizi elinden
ama biz öğretildik sayın tanrı biz öğretildik
ölümün ve doğumun ötesinde hiçbir bilgi taşımayan kaderimizi
öğretildik
neyse ben biraz öfkelenirim bazen
üzülme sen de mükemmel değilsin biliyorum
keşke sen de anlasan biraz
tanrı elinden düşürdü bizi
hadi be sen de fırlatıp attı işte
kimse bakamazdı kendi çirkin suretine öyle uzun
tüm bu kötülüğü ben yaratmadım
ama mesela bu şiir
ben az sonra atacağım bu şiiri
düştü diyeceğim elimden
daha da güçlensin diye
düşlenmek öyledir biraz
güçlendirir
durup durduğu yerde düşlenemez ne bir tanrı ne bir insan ne de bir şiir
beyninin tüm kıvrımları birbirine yapışır durduğun yerde
düşünemez olursun, düşlenemez, güçlenemez
ama işte bak en güzeli de bu ya
tanrı düşürdü bizi elinden
ben de bu şiirin küllerini savuracağım az sonra
başka başka mevsimlere, başka başka şiirlere dokunacak bedeni
durduğu yerde düşlenemez bir şiir
şimdi bizim cinsel organlarımız darmadağın
bizim beynimiz, kollarımız, bacaklarımız, aklımız
dünyanın her köşesinde, uzay boşluğunda, başka gezegenlerde
düşlenip duruyorum tanrım sana teğet bir doğrular düzleminde
ve üzgünüm efendim
güçleniyorum
şimdi lütfen sakin olun
bir bardak su alın lütfen
ama bunu bilmelisiniz
sizden kusursuzum efendim
kusursuz değilim ama
tanrı elinden düşürdü beni
paramparçayım, tuzla buz
bir saatin bir önceki saniyesi
yahut gelmesi beklenen zaman kadar varlığım
kayıp,dağınık ama yalnız değil
yeni topraklar ekleniyor orama burama
sizin beğenmediğiniz suretime farklı coğrafyalardan başka başka renkler ekleniyor
çeşit çeşit saçlar, gözler, çeşit çeşit dudaklar ekleniyor
tırnaklarımın içinde yeni coğrafyalar birikiyor efendim
koltuk altlarıma, apış arama, memelerime
duyumsuyorum her birini ayrı ayrı tüm üzüntülü ve coşkulu duyguların
yeni topraklardan, yeni hayatlardan ve dahi yerçekimsiz ortamlardan
yeni yeni ağızlardan yeni yeni tınılar birikiyor ses tellerime
sizden kusursuzum efendim