27 Kasım 2013 Çarşamba

KAT İZİ
iki kişilik yer açmak için hayatında, katlanmıştı..çok sevmişti katlanmiştı...kadındı katlanmisti, gücü yetmemişti katlanmisti...Ve böylece, kendinin bir kısmı, katın içinde bekledi bir süre.kendine bile görünmeden.. yer yeniden genişledi bi zaman,  belli değil ya neden, belki küçücük kaldı diğeri ya da çoktan götürdü kendini, belki o kırdı zincirini.. Ama kat izleri hiç bir yere gitmedi

25 Kasım 2013 Pazartesi

aklımın postacısı

her sabah aklımın alaca karanlığına uzanıp, kıyısına bir gül kokusu iliştiren de kim? Sıkı sıkıya kapatılmış zarflar gibi bugünlerde hayatlar. Sizi bilmem ama bizim diyarlarda kuşlar hiç duramazlar kanatsız. İşte bu yüzden soruyorum anlayın lütfen, her sabah aklınızın alaca karanlığına uzanıp da bir gül kokusu iliştiremeyen el kimin?

19 Kasım 2013 Salı

-ödev olarak verilmiş bir ilk cümlenin peşine takılmış ikincil cümleler- 
Yağan yağmura aldırmadan ağır ağır yürüyor. Adımları hafif eğimli bir zeminde yuvarlanan bir bilyenin devinimine denk. Öylesine iradesiz, doğal ve kaçınılmaz… Hava çok soğuk yağmur da hızlanıyor hepten.Ya o da hızlanmak istese…İsteyemez ki! İstemek çaba gerektirir 
'ödev olarak yazılmış bir ilk cümlenin devamı' olan öykü..-1

Delikanlının gözleri kadının memelerine takılmıştı. Bu yaşına rağmen ne kadar da kusursuzlardı. Biraz sonra baktığı yeri fark edip utandı. Başını yavaşça yere eğdi. Yetiştiği yerde kadınları hep bacı bilmişlerdi çünkü. Görenek böyleydi de köy yerinde değildi ya şimdi. Koskoca şehirde kimin kime baktığını kim nereden bilecekti ki? Nefes almak giderek daha da zorlaşıyordu bu konserve kutusu gibi otobüste. Oğlanın zihni yine kadına kaymıştı. Sanki kalabalığın terinin ve nefesinin kokusu birleşmiş, güzel memeli kadınla, delikanlıyı saran bir duvar örmüştü. Kalabalıktan onun da ne denli rahatsız olduğunu fark edebiliyordu. Delikanlı kadının acaba kendisinin bakışlarından da rahatsız olup olmadığını düşünürken, güzel memeli kadın kalabalığı zar zor yararak ileri atıldı. Az sonra muavinin sesi duyuldu: ‘Eveet Onkoloji Hastanesinde inecek kalmasın’.

18 Kasım 2013 Pazartesi

BUGÜNE;
Eğer bir rakı sofrasında olsaydım şimdi kadehimi bugüne diye kaldırırdım;

Kendim için bir erken doğum günü hediyesi..
Denize bir şişe salmak gibi, hatta bir okyanusa..
Bunca severken yazmayı ve yazar gibi düşünmeyi işte kendime yeni bir alan açıyorum.
Ne heyecanlı bir gün! Bir gün yazılarım, şiirlerim, öykülerim raflarla da buluşsun isterim hem de ne çok.
Öyleyse ilk şiir, şarkılarımdan birinin sözleri olsun, kendime armağan..

GÜZEL ÇOCUK


Gözleri ufka değen güzel çocuk

Beni hiç yalnız bırakmadın
Şarkılar fısıldadın kulaklarıma

Hikayeler anlattın bana
Bazen kaçtım, saklandım kendi içime
Bi baktım ki sen ordaydın
Hayatın soğuk, kirli, donuk yüzünde
Bi  güneş gibi parladın

Sen hep orda kal değişme
Sen hep orda kal büyüme
Arar bulurum seni
Bi gün kaybolsam da
Diğer gün gelirim, girerim koynuna
Uyurum uykularımı
Görürümen güzel rüyalarımı