KILIÇ BALIĞI
Şimdi benim bu ellerim hep kılıçbalıkları.
Duydum.
Gökyüzünü anlattığınız öyküleriniz varmış.
Bizim bir gökyüzümüz yok doğrusu.
Işık da pek azdır bizim buralarda.
Öyle övünmeyin boşuna
Hiçbir ışık yeterince aydınlatamaz hiçbir kimseyi
Ve hiç kimse göremez bir diğerini çırılçıplak ışıklar
altında
-Bu arada insan ilk önce kalbinden başlar soyunmaya
Siz suretlere aşinasınızdır, vücutlara, giysilere ve saçlara
Sular altı saatlerde biz
Şöyle iyice dinlersek
Dalga dalga yayılan seslerini işitiriz kalplerin
İşitiriz hatta taa kilometrelerce öteden
Geçenlerde bir kadına rastladım örneğin
Başka denizlerde yüzmekteydi kanımca
Siz olsanız koyuca diyecektiniz tenine sadece ve biraz uzun boyuna
Yazık!
Ne eksik anlatacaktınız, ne fena!
Benim şimdi bu ellerim bir kılıçbalığı
Kucaklamaya bu ağlarınızı
-ki vaadi odur ki onların
Her şeyi bilen bir kedinin midesinde gezeceğim bir ömür boyu
Üşümek nedir bilmeden, ne ala!
Aç kalmak nedir, hiç…
Yemekte içmekte değil de gözüm
Gökyüzü biraz güzeldir kabul
Adını bile duymadığım ağaçlara çıkıp
Vaadi odur ki bulutlara erişeceğim neredeyse
Ki herkes kediyi ve beni izlesin
Ben istemem dostlarım bileyim her şeyleri
Varsın eksik olsun bulutlar
Her şeyi bilmekler sizin olsun
Ben istemem dostlarım açlığımı kendi yokluğumla doyurayım
İstemem ben bileyim her şeyleri
Şimdi benim bu ellerim hep kılıçbalıkları.
Duydum güzel öyküleriniz varmış
Olsun!
Kucaklıyorum ağlarınızı
Hoşça kalın
İşte özgürüm yine
İşte şimdi tek bir kulak tüm vücudum
Duyuyorum ne mutlu
Bir kadın yavaş yavaş soyunuyor
29.05.2015