28 Ekim 2017 Cumartesi

dün bi mekandan çıkıp diğerine geçerken ardımda beklentisiz bi hıçkırık duydum, 10 yaşlarında esmer tenli bi kız çocuğu..bizim buranın 'kara'larını ne kadar biliyorsam santim santim karanlıktaki kara çocuklarını da o kadar bilirim..mendil ya da çiçek satarlar ya da boş avuçlarını açarlar mekanlarda ve sokaklarda..bi de boyacılar var bahar kışa varana kadar fena kazanmazlar, epeyce çaylarını içmişliğim var alçak tabureli çay ocaklarında..acınmak değil de anlaşılmak ve takdir görmek ister çogu..-kim istemez ki- 'aferin be ben bi günde o kadar kazanmıyorum' denilsin mesela, mesela 'yooo çaylar benden dediğinde' elini cebine atmamanı beklerler..kimi de hiç bişey beklemez, bekleyemez..dün gece döndüm arkamdaki çaresiz hıçkırığı kucakladım. Daha önce çıkmış sol bileğinden sertçe çekiştirip dışarıya çıkarmış bi garson..döndüm arkamdaki göz yaşlarını kuruladım. Okulunu öğretmenini konuştuk..Kaçta döneceksin eve dedim saat on buçuğu bulmuştu..o çocukları sokakların sanır çoğu ya değil..sokaklar çocuk doğurmaz ki..her gün kararmaya yüz tuttu mu ankaranın en varoş semtlerinden otobüslere doluşup büyüklü küçüklü inerler şehrin işlek caddelerine..cevvaldirler, korkusuzdurlar işlerine gelmedin mi de yüzlerini çevirip sesine sağır olurlar..pek parlak değildir ama zırhları vardır minik kalplerini ve vücutlarını saran..ahh ama arkamdaki kapkara bilek..avuçlarımın içine aldım..aldım almaya gönlünü de ve başardım minik bi tebessüm iliştirmeyi yüzüne-yüzümü ona verdim aslında ıslak kaldı gözlerim bir süre  daha...'keşke buranın karaları denize çıksaydı' diye geçirdim içimden, 'ahh bir kucaklasayabilseydi deniz  göz yaşlarını kızın.. katıp belki sonsuzca döngüsüne bırakırdı o garsonun göz pınarına' sonra yüzümü bıraktım kıza, aldım gözlerini..sonra kıyılarına geldim kendi iç denizlerimin..
'Su başında durmuşuz Çınar, ben bir de minik kız..Suyun şavkı vuruyor yüzümüze çınara, bana bir de minik kıza' ... 

9 Temmuz 2017 Pazar

kavanoz

içini gördüğüne beş kala sonlanan kalabalık duraklarından birinde yolculuğun
sessizce kalemini sivriltiyor bir çocuk
gün-bugün-dün-gün-bugün-dün
O vakit bir elim bir sesi taşıyor yüreğime doğru
Durma devam et arıt pencerendeki tozu
aman buyur et öldürme sakın böcekleri örümcekleri
onlar seni sen(den) edenlerdir, 
kimlerin içinden geçtin
bi tren, bi orman, bi ateş, bi karanlık bi tünel ve yüzlercesi
asılı kaldı suretin kimlerin hücrelerinde, kimbilir 
istemem ben içimde kırılsın kanadı bi güvercinin
ve istemem kırılsın saçlarımın rüzgarı çarpıp duvarlarına bi sözde sevginin
dallarım ne çizsin yüzünü kimsenin
ne de topraklar altında nefessiz kalayım büsbütün
ama bir pamuk tarlası değil ki insan
kurak kentlerin kavruk ameleleri toplasın özenlice içini
kavanoz kapaklarına diyorum sıkışan çoğunlukla güçsüzlüğüdür çocukluğunuzun
balonlar, toplar, bisikletler falan hep güzeldir elbet
oysa ki nasıl heveslidir çıkıp bir bütüne kavuşmaya içindeki hava
ne kadar çoğalırsa o kadar yakındır kendini çevreleyene baş kaldırmaya

17.06.2017