30 Mart 2015 Pazartesi

ÖLÜ BİR BALIKLA DANS ETTİM DÜN GECE

ÖLÜ BİR BALIKLA DANS ETTİM DÜN GECE

ölü bir balıkla dans ettim dün gece
yoo öyle telaşa kapılmayın hemen
ölü balıklar dans ederlerken anılarını çizerler belleğime
hem anılar yaşıyorsa
kim bahsedebilir ki ölümden

herkes bazen katili olur anılarının
bir zamanlar ben de oldum sizin gibi
yaşanmıyor dedim artık oyun parklarında tek başına
bir tahterevallide hiçbir anı kalkıp içimden
oturmadı örneğin karşıma
şöyle ağırlığınca yükseklere uçamadım hiçbir anının
oyunlara alınmayan çocuklar gibi boynu bükük kaldım
benim biraz meylim vardır boynu bükük çocuklara
meylim olduğu gibi ölü balıklara


neyse nerde kalmıştım
aa evet dün gece diyordum
ölü bir balıkla gözlerimi takas ettim
neler görmüş bir bilseniz
pek çok denizler gezmiş, büyük balıklardan, kayıklardan ve et yiyen otlardan kaçmış
doğduğunda ilkin çok kardeşi varmış, hepsi hep bir ağızdan çevresini sarmış
yorulmuş seslerinden, tek bir tonda tınlayan
sonra bir zaman, karanlık kayalarda, ölü kuşlar görmüş kanatları olmayan
hepsiyle bir bir dans etmiş
günlerce gecelerce dans etmiş
her biri sihirli ve hiç duyulmamış tonlardan ötüşünü işlemiş balığın yüzgeçlerine
balık ne kadar yüzdüyse o kadar renge boyamış suları

fakat aklıma takıldı, sadece kuşlar mıdır öldürülen?
herkes bazen katili olur anılarının
bir zamanlar ben de oldum sizin gibi
yaşanmıyor dedim artık oyun parklarında tek başına
bir gün yine öyle bir cinayetin hemen ardından
bir rüzgar aldı ölü anılarımı aklımdan
ne varsa gördükleri işlendi nefesine rüzgarın
dans bitti, rüzgar yoluna devam etti
taa ki karşılaşana kadar başka bir rüzgarla aynı anın farklı anılarını içinde taşıyan
ne büyülü bir andı o!
gök gürledi hiç duyulmamış tonlardan kuş cıvıltıları içinde
türlü renklerle bezenmiş sayısız gökkuşağıyla kaplandı gökyüzü
kesişmişti yolları, rüzgarlar öylece esip geçemediler birbirlerinden
ne geçse duydular, bildiler içlerinden
öleceklerdi ne fayda ve aniden kesildi nefesleri birbirlerinin şiddetinden
yağmur damlalarıyla birlikte her şeyin ölüleri döküldü yer yüzüne bir bir
yağmur damlaları her ölü şeyle dans etti

ölü bir balıkla dans ettim dün gece
yağmur damlalarının yıkadığı ölü denizlerden gelen
her bir ölü denizle dans etmiş ölmeden
yoo öyle telaşa kapılmayın hemen
ölü balıklar dans ederlerken anılarını çizerler belleğime
hem anılar yaşıyorsa
kim bahsedebilir ki ölümden




25 Mart 2015 Çarşamba

-külleri savrulmuş/olmayan bir şiir-

duydunuz mu
tanrı elinden düşürmüş bizi
paramparçayız, tuzla buz
bir saatin bir önceki saniyesi
yahut gelmesi beklenen zaman kadar varlığımız
kayıp,dağınık ama yalnız değil

tanrı elinden düşürmüş bizi
çirkin bulmuş olmalı
ama neden
pas tutmuş ağzından bizzat üflemişti ruhumuza tüm nefesini
şahit olmuştu göklerden başkacaları da
–öyle söylüyor- düşürmüş elinden

hadi be sende
bırak kendini kandırmayı
bilerek bıraktı bizi
bırakmasaydı..

neyse üzülmesin yine de
ben duyarım içimde ölgünlüğünü kendine acıyanın
duyarım eline yüzüne bulaştıranların olamayışlarını
varamayışlarını bir olmaya

tanrı elinden düşürdü bizi
ayalarına bakıp kaderini anlatıyordum bir bir
kim isterdi ki bilmeyi kaderini
acıyla doluysa ve göz yaşları biriktiriyorsa korkunun gölgesinde
dayanamadı sızısına bir kadere mahkum olmanın
düşürdü bizi elinden

ama biz öğretildik sayın tanrı biz öğretildik
ölümün ve doğumun ötesinde hiçbir bilgi taşımayan kaderimizi
öğretildik
neyse ben biraz öfkelenirim bazen
üzülme sen de mükemmel değilsin biliyorum
keşke sen de anlasan biraz

tanrı elinden düşürdü bizi
hadi be sen de fırlatıp attı işte
kimse bakamazdı kendi çirkin suretine öyle uzun
tüm bu kötülüğü ben yaratmadım
ama mesela bu şiir
ben az sonra atacağım bu şiiri
düştü diyeceğim elimden
daha da güçlensin diye
düşlenmek öyledir biraz
güçlendirir
durup durduğu yerde düşlenemez ne bir tanrı ne bir insan ne de bir şiir
beyninin tüm kıvrımları birbirine yapışır durduğun yerde
düşünemez olursun, düşlenemez, güçlenemez
ama işte bak en güzeli de bu ya
tanrı düşürdü bizi elinden
ben de bu şiirin küllerini savuracağım az sonra
başka başka mevsimlere, başka başka şiirlere dokunacak bedeni
durduğu yerde düşlenemez bir şiir

şimdi bizim cinsel organlarımız darmadağın
bizim beynimiz, kollarımız, bacaklarımız, aklımız
dünyanın her köşesinde, uzay boşluğunda, başka gezegenlerde
düşlenip duruyorum tanrım sana teğet bir doğrular düzleminde
ve üzgünüm efendim
güçleniyorum
şimdi lütfen sakin olun
bir bardak su alın lütfen
ama bunu bilmelisiniz
sizden kusursuzum efendim
kusursuz değilim ama

tanrı elinden düşürdü beni
paramparçayım, tuzla buz
bir saatin bir önceki saniyesi
yahut gelmesi beklenen zaman kadar varlığım
kayıp,dağınık ama yalnız değil


yeni topraklar ekleniyor orama burama
sizin beğenmediğiniz suretime farklı coğrafyalardan başka başka renkler ekleniyor
çeşit çeşit saçlar, gözler, çeşit çeşit dudaklar ekleniyor
tırnaklarımın içinde yeni coğrafyalar birikiyor efendim
koltuk altlarıma, apış arama, memelerime
duyumsuyorum her birini ayrı ayrı tüm üzüntülü ve coşkulu duyguların
yeni topraklardan, yeni hayatlardan ve dahi yerçekimsiz ortamlardan
yeni yeni ağızlardan yeni yeni tınılar birikiyor ses tellerime

sizden kusursuzum efendim